AĞRIYI
AZALTIR VEYA GEÇİRİR.
KAS VE EKLEMLERİ GÜÇLENDİRİR.
HAREKETLERİN ESKİ HALİNE
GELMESİNİ SAĞLAR.
DOKU İYİLEŞMESİNİ HIZLANDIRIR.
KAN DOLAŞIMINI ARTIRIR.
YARALANMAYI ÖNLER.
NORMAL GÜNLÜK YAŞAM
AKTİVİTELERİ VE İŞE DÖNÜŞÜ
HIZLANDIRIR.
Fizik
tedavi ve rehabilitasyon bölümü,
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
uzman hekimi, fizyoterapist ve
Fizik Tedavi teknikleri ile hizmet
vermektedir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon
ile egzersiz ve masaj uygulamaları
fizik tedavi salonunda yapılmaktadır.
Isı,
elektrik akımları vb. gibi fiziksel
ajan ve tekniklerin, yetersizlik
ve bir dereceye kadar sakatlığın
veya kas iskelet ve sinir sisteminin
fonksiyonel yetersizliklerinin tanı
ve tedavisinde kullanılmasıdır.
Fizik Tedavi Ne Yapıyor?
Ağrıyı
azaltır veya geçirir.
Kas
ve eklemleri güçlendirir.
Hareketlerin
eski haline gelmesini sağlar.
Doku
iyileşmesini hızlandırır.
Kan
dolaşımını artırır.
Yaralanmayı
önler.
Normal
günlük yaşam aktiviteleri ve işe
dönüşü hızlandırır.
Doğuştan
veya sonradan herhangi bir nedenle
oluşan özrü ortadan kaldırmak veya
özürlülüğün etkilerini mümkün olan
en az düzeye indirmek, özürlüye yeniden
fiziksel, zihinsel, psikolojik, ruhsal-duygusal,
sosyal, mesleki ve ekonomik yararlılık
alanlarında başarabileceği en üst
düzeyde yetenekler kazandırarak; evinde,
işinde ve sosyal yaşamında kendine
ve topluma yeterli olabilmesi ve özürlünün
toplum ile bütünleşmesi amacıyla verilen
koruyucu, tıbbi, mesleki, eğitsel,
psikososyal hizmetler bütünüdür.
Toplumda
her 100 kişiden 802i hayatının bir
döneminde bel, 3 kişiden 1'i de
hayatı boyunca en az bir kez boyun
ağrısından yakınmaktadır. Omurga
ağrıları kas spazmı ve zorlanması,
kireçlenme, romatizmal hastalıklar,
kemik erimesi, fıtıklar nedeniyle
olabileceği gibi; kalp, akciğer,
safra kesesi, mide, böbrek gibi
omurga dışı organ hastalıkları nedeniyle
de ortaya çıkabilmektedir.
Akut (ani ortaya çıkan) bel ağrılarında
%80'e yakın 6-8 hafta içinde tedaviye
bağlı olmaksızın iyileşme olmaktadır.
Ancak bun ların yaklaşık %40'ında
bir yıl içinde atak gelişmektedir.
Kronik bel ağrıları olanların ise
%80'inde bir yıl içinde yeni bir
atak gelişmektedir. Burada önemli
olan ilk akut atağı önleyebilmek,
ağrıda kronikleşmeye ve bunu izleyen
sakatlığa engel olmak için ağrıyı
baştan tanımak, tedavi etmek ve
önlem almaktır.
Bel ve Boyun Ağrıları İçin risk
Faktörleri
Ağır
bedensel iş gücü
Masa
başı çalışma ve uzun süreli bilgisayar
kullanımı
Son
20 yılda iş yaşamında bilgisayar
kullanımının hızla artması, verimliliği
artırırken ciddi olabilen sağlık
sorunlarını da beraberinde getirdi.
Boyun, kollar ve belde ağrı ve hareket
kısıtlanması ile seyreden Mesleki
Kas İskelet Hastalıkları (MKİH)
ekran başında çalışanların en yaygın
ve ciddi sağlık sorunudur. Bilgisayar
kullanımı sırasında tekrarlamalı
hareketlere, boyun, el bilekleri,
eller ve belin kötü pozisyonda tutulmasına
ve iş istasyonunun yetersiz ergonomik
koşullarına bağlı olarak gelişir.
Kas iskelet hastalıkları yol açtığı
sakatlıklar sonucunda iş verimliliğini
ve iş memnuniyetini azaltarak, yüksek
tedavi harcamaları, tazminat ödemeleri
ve iş günü kaybına neden olarak
çalışanı, iş vereni ve ekonomiyi
olumsuz etkiler.
Bilgisayar kullananların yarısından
fazlası kas iskelet hastalığı ile
ilgili yakınmalar bildirmektedir.
Gergin boyun sendromu, bel ağrıları,
karpal tünel sendromu ( el bileğinde
sinir sıkışması, başparmak,el bilekleri
ve omuzlarda tendon zorlanmaları
ve iltihaplanmaları gibi pek çok
kas iskelet sistemi rahatsızlığı
ortaya çıkmaktadır.
Bu rahatsızlıkların ortaya çıkmasını
önlemede, ergonomik eğitimler ve
korunma son derece önemlidir. Korunma
ve ergonomi eğitimleri kapsamı içerisinde
en etkili yaklaşım iş yeri ve günlük
yaşamda vücudu doğru kullanma ile
iş yerinde de uygulanabilecek çeşitli
egzersiz programlarıdır.
Ofis
ortamında veya evde bilgisayar başında
çalışırken gün boyunca 2 saatte
bir 30-60 sn süreli yapacağınız
germe egzersizleri ile kendinizi
daha rahat hissedebilir, boyun,
omuz ve bel ağrılarından kurtulabilirsiniz.
Ayrıca gün içinde ofisinizde kısa
süreli yürüyüşler yapmayı da ihmal
etmeyiniz.
BİLGİSAYAR
KULLANIMINDA GENEL ERGONOMİK PRENSİPLER
Sandalye
kolçakları çıkarılıp takılabilir
olmalı ve iki kolçak arası mesafe
ayarlanabilir olmalı.
Sandalye
kolları omuzlarınızı belirgin
derecede yükseltmemeli veya kollarınızı
kullanmak için vücudunuzdan fazlaca
uzaklaştırmaya zorlamamalıdır
Sandalye
ve diğer donanım ayarlamalarınız
ayaklarınızın yatay olarak yere
temasını sağlamıyorsa bir ayaklık
kullanabilirsiniz
Bacaklarınızın
üst kısmı ile masa altı arasında
5-10 cm mesafe kalmasına özen
gösterin
Masanızın
altında, masaya tamamen yanaştığınızda
dahi dizlerinizin ve bacaklarınızın
rahatlıkla sığabileceği boşluk
bulunmalı
Monitör
yüzeyi temiz olmalı
Parlaklık
ve kontrast ayarı uygun şekilde
yapılmalı
Görüntü
titremesini azaltmak için monitör
tazeleme hızı uygun olmalı
Monitörü
rahat bir izleme mesafesine yerleştiriniz
(35-70 cm)
Klavyeyi
tam karşınıza ve fazlaca uzanmanızı
engelleyecek kadar yakınınıza
yerleştiriniz.
Klavye
ile çalışırken ön kollarınız yere
paralel olmalıdır (dirsekte yaklaşık
90 derece açı).
Klavyenizin
eğimi yazarken bileklerinizi düz
konumda tutacak şekilde ayarlanmalıdır.
Tuşlara
hafifçe basınız, sert darbelerden
veya uzun süre basılı tutmadan
kaçınınız.
Fare
kullanılırken bilekler hafifçe
bükük olmalıdır.
Refleksoloji
nedir?
Refleksoloji, ayaklara uygulanan özel
ovma hareketleriyle vucudun belli
bölgelerinde bloke olmuş enerjiyi
çözerek, bedenin kendi kendisini iyileştirme
gücünü harekete geçirmesi olarak tanımlanabilir.
Refleksoloji 'denge' sağlayan bir
terapidir. Refleksoloji kişinin kendisini,
fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan
iyi hissetmesini sağlar ve kişiye
doğal dengesini kazandırır.
Nasıl
uygulanır?
Refleksoloji, bedenin tüm bölgelerine,
organlarına ve sistemlerine karşılık
gelen refleks noktalarının ayaklarda
olduğu ve bu noktaların beden anatomisinin
aynası olduğu prensibine dayanan bir
uygulamadır. Refleksoloji, özel el
ve parmak teknikleriyle fizyoterapist
tarafından bu refleks noktalarına
baskı ve ovma yoluyla uygulanır.
Refleksoloji
yeni bir terapi midir? Tarihçesi ne
kadar eskidir?
Refleksoloji'nin tarihi 5000 yıl öncesine,
Mısır Firavunlarına kadar uzanmaktadır.
Tarihte Refleksoloji'nin Hindistan'da,
Japonya'da, Çin'de ve Amerika'nın
yerli Kızılderili medeniyetlerinde
bilindiği kaydedilir.
Refleksoloji
ne gibi sıkıntılara iyi gelir?
Refleksoloji, hem (hastalıktan) "koruyucu
sağlık" hem de belli sıkıntıların
hafifletilmesi açısından uygulanabilir.
Refleksoloji aşağıdakiler de dahil
pek çok durumda yardımcı olabilir:
Stres, Yorgunluk, Uykusuzluk, Migren,
Başağrısı Kadın hastalıkları, Menopoz,
Regl sorunları Kabızlık, Hazımsızlık,
Sırt ağrısı, Romatizma, Siyatik, Eklem
iltihaplanmaları
Refleksoloji
kimlere uygulanmamalıdır?
Refleksoloji, hamileliğin ilk üç ayında
tavsiye edilmez ve uygulanmamasına
dikkat edilmesi gereken bir terapidir.
Bununla birlikte enfeksiyon halinde,
ateşlenme durumunda, kanser ve damar
tıkanıklığı hastalıkları söz konusu
olduğunda kişiye Refleksoloji uygulanmamalıdır.
Refleksoloji
ne kadar sıklıkla uygulanır?
Refleksoloji, kişinin öngörüşmede
belirlenen ihtiyacına göre haftada
1 seans (1 saat ) uygulanması önerilir.
Refleksoloji, yalnızca yukarıda değinilen
sıkıntılarda değil, aynı zamanda kişinin
kendi doğal dengesini kazanması için
de oldukça etkilidir.