|
Hipertansiyon nedir?
Hipertansiyon yüksek kan basıncı anlamına
gelir. Kan basıncı değerleri kanın
atardamar duvarlarına yaptığı baskının
derecesini gösterir. Kan basıncı arttıkça
atardamarlardaki gerilim de artar
Kan basıncı (veya tansiyon) milimetre
cıva (mmHg) ölçülmekte ve 120/70 mmHg
gibi iki değerle kaydedilmektedir.
Sağlığımız için olumsuz olacak kadar
kan basıncının yükselmesine hipertansiyon
denmektedir.
Normalde kan basıncımız ne kadar
olmalıdır?
Kan basıncının ölçümünde mmHg değerleri
kullanılır. Bizler ise günlük konuşma
dilinde cmHg değerlerini kullanırız.
Bu nedenle tansiyonumuzun 11/7 veya
9/6 olduğunu söyleriz. Fakat, doktorların
raporlarında ve otomatik ölçüm cihazlarının
ekranlarında kan basıncı mmHg olarak
belirtilir. 11/7 cmHg yerine 110/70mmHg
denir. Doğrusu da bu şekilde söylenmesidir.
Kan basıncınızın sağlığınız açısından
en uygun düzeyinin ne olması gerektiği
halen araştırılmakta olan bir konudur.
Bazılarımız için normal kan basıncı
90/60mmHg iken, bazılarımız için 105/70mmHg
olabilir. ABD' deki hipertansiyonla
ilgili en büyük otorite olan JNC'nin
bildirdiğine göre, sistolik (büyük)
kan basıncınız için 115mmHg'den itibaren,
her 20mmHg, diyastolik (küçük) tansiyon
için de; 75mmHg'den itibaren her 10mmHg
artışın olması, gelecekteki kalp hastalığı
ve felç tehlikesini en az 2 kat arttırabilmektedir.
Bu nedenle en son yayınlanan Amerikan
ve Avrupa kılavuzlarında normal kan
basıncının 120/80mmHg'nın altında
olmasının gerektiği kabul edilmiştir.
Bunun üzerindeki değerlerde tedaviye
yönelik önlemlerin gecikmemesi önerilmektedir.
Ölçülen kan basınçlarınız 120/80mmHg'nın
üzerinde ise, yaşınız ne olursa olsun,
konuyu doktorunuzla görüşmenizde yarar
vardır.
Avrupada ve ABD'de kan basıncı
değerleri nasıl sınıflandırılmaktadır?
Avrupada (ESH/ESC) kan basıncı
değerlerine göre yapılan sınıflama:
Optimal kan basıncı: sistolik <120mmHg,
diastolik <80mmHg
Normal kan basıncı: sistolik 120-129mmHg,
diastolik 80-84mmHg
Yüksek normal kan basıncı: 130-139mmHg,
diastolik 85-89mmHg
Evre 1 hipertansiyon: sistolik 140-159mmHg,
diastolik 90-99mmHg
Evre 2 hipertansiyon: sistolik 160-179mmHg,
diastolik 100-109mmHg
Evre 3 hipertansiyon: sistolik >180mmHg,
diastolik >110mmHg
İzole sistolik hipertansiyon: sistolik
>140mmHg ve diastolik <90mmHg
ABD de (JNC) ise kan basıncına
göre yapılan sınıflama:
Normal kan basıncı: sistolik<120mmHg,
diastolik<80mmHg
Prehipertansiyon: sistolik 120-139mmHg,
diastolik 80-89mmHg
Evre 1 hipertansiyon: sistolik 140-159mmHg,
diastolik 90-99mmHg
Evre 2 hipertansiyon: sistolik>160mmHg,
diastolik>100mmHg
İzole sistolik hipertansiyon: >140mmHg
ve diastolik <90mmHg
Sağlıklı
bir insanın kan basıncı günün her
saatinde aynı mıdır?
Vücudumuzdaki bir çok organın ve hormon
yapan bezlerin etkinliğinde gün içinde
değişiklikler oluşur. Kan basıncımız
da gün içinde değişiklikler gösterir.
Sağlıklı bir insanda, uykuda iken
en düşük düzeylerde olan kan basıncı
sabahları yükselir ve öğleye doğru
en yüksek düzeyine ulaşır. Öğleden
sonra başlayan kan basıncı azalması,
ikindi ve akşam saatlerinde belirginleşir.
Kan basıncının günlük dalgalanmalarını
bozan başlıca etkenler nelerdir?
Kan basıncının normal değişimlerinin
bozulması, bazı önemli sağlık sorunlarının
araştırılmasını gerektirir. Bunların
başında da gerçek (primer) hipertansiyon
hastalığı gelir. Kan basıncının yükselmesi
veya günlük dalgalanmalarının bozulması,
bazen gerçek (primer) hipertansiyona
bağlı olmayıp, başka bir sağlık sorununun
belirtisi de olabilir. Bunların başında;
uykuda oluşan solunum bozuklukları
(uyku apnesi), vardiyalı çalışmalara
bağlı gece gündüz kaymaları, aşırı
stres, kafein ve tütün kullanımı,
kan basıncı yükselmesine neden olan
(nezle ilaçları veya romatizma ilaçları
veya kortizonlu ilaçlar gibi) ilaçların
kullanılması, hormon hastalıkları,
böbrek üstü bezi tümörleri ve böbrek
hastalıkları gibi sorunlar gelir.
Kan basıncını düşüren tansiyon ilaçları
da kan basıncının günlük doğal değişimlerini
etkileyebilmektedir. Bu durum özellikle
etki süresi kısa olan tansiyon ilaçlarının
günde tek sefer kullanılmasına bağlı
olarak görülebilmektedir.
Günlük kan basıncı değişimleri
nasıl değerlendirilir?
Doktorunuz gereğinde ev ölçümleri
ile gereğinde ise başka yöntemler
ile günlük kan basıncı değişimlerinizi
değerlendirebilir. Gerek görürse kan
basıncınızı 24 saat süresince ölçerek
kaydedecek bir cihazı kullanarak 24
saatlik kan basıncı değişikliklerinizi
objektif bir dökümanla ortaya koyabilir.
Bu cihaza ABPM cihazı veya tansiyon
holter adı verilmektedir.
Hipertansiyon neden olur?
Primer hipertansiyon veya anlayacağımız
anlamıyla hakiki hipertansiyon hastalığının
kesin nedeni çoğu hastada bilinmemektedir.
Yaşa göre görülme sıklığına baktığımızda;
30 yaşında genel olarak yüzde 4 oranında
görülen hipertansiyonun sıklığı, ellili
yaşlarda yüzde 60'lara ve yaşam süresinin
sonuna doğru yüzde 90'lara ulaşmaktadır.
Dünya çapındaki incelemeler, erişkin
nüfusun üçte birinde hipertansiyonun
olduğunu bildirmektedir. Bu durum,
ABD, Almanya, Fransa, Brezilya veya
Rusya'da değişmemektedir. Sanki damarların
yaşlanması ile birlikte hipertansiyonun
sıklığı artmaktadır. Tüm nüfusa baktığımızda,
Avrupa nüfusunun en az yüzde 15-20
sini etkiler.
Toplumların yaşlanmasına paralel olarak,
hipertansiyon, giderek daha fazla
sayıda ölüm ve sakatlığa yol açmaktadır.
Bunun önlenmesi için tüm toplumun
hipertansiyon hakkında bilgilendirilmesi
gerekmektedir. Kan basıncı yüksekliği
arttıkça risk te artmaktadır.
Sigara içmek, hareketsiz yaşam, kötü
beslenme, alkol kullanılması, şişmanlık,
şeker hastalığı ve şeker bozuklukları,
ailede hipertansiyonlu akrabaların
varlığı, yüksek kolesterol düzeyleri,
hipertansiyonun daha genç yaşlarda
oluşmasına neden olan başlıca etkenlerdendir.
Aynı zamanda hipertansiyonla birlikte
olduklarında da kalp ve dolaşım sistemindeki
riskleri olumsuzyönde arttırmaktadırlar.
Doğru bir tedavi ve yaşam tarzında
yapılacak basit değişiklikler kan
basıncının normale dönmesini sağlayabilmektedir.
Yüksek kan basıncının kalbimizi ve
damarlarımızı tahrip etmemesi için
doktorca verilen ilaçları düzenli
olarak kullanmamız gerekir. Tedavi
yaşam boyu sürmelidir.
Hipertansiyonu olanların yaklaşık
yüzde 6'sında kan basıncının yükselmesi
başka bir hastalığın belirtisidir.
Bu tip kan basıncı yükselmelerine
sekonder hipertansiyon denir. Sekonder
hipertansiyonun, başka bir hastalığın
belirtisi olduğunun anlaşılamaması
ve hakiki (primer) hipertansiyon hastalığı
gibi tedavi edilmesi, bazen çok önemli
hastalığın (kanser, böbrek hastalığı
veya beyin kanamasına yol açabilecek
doğumsal bir anormallik gibi bir sorunun)
geç teşhis edilmesine yol açabilir.
Bu nedenle hipertansiyon ilk kez hipertansiyon
tanısı konulan hastaların, neden,
eşlik eden diğer sağlık sorunları,
risk ve hedef organ hasarı tesbiti
için iyice değerlendirilmesi gerekir.
Sekonder
Hipertansiyon Araştırılması Gereken
Olgular
1-
30 yaşından genç veya 50 yaş üstü
hipertansiyon gelişen olgular
2-İlaç tedavisine dirençli olgular
3-Daha önceden kontrol altındayken
aniden bozulma görülen olgular
4-Akselere veya malign hipertansiyon
5-Laterale yayılım gösteren abdominal
üfürüm
6-Non-Dipper (AMBP) hipertansiyonlu
olgular
7-Açıklığa kavuşturulamayan tekrarlayıcı
pulmoner ödemi olan olgular
8-Obez olmayan olgular
Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?
Kendinizi çok iyi hissetseniz bile
hipertansiyonunuz olabilir. Her 2
hipertansiyonludan birinde hipertansiyonun
herhangi bir belirtisi olmaz. Bu nedenle
ABD'de hipertansiyona verilen isimlerden
biri de ("silent killer")
sessiz katil'dir. Hipertansiyonun,
baş ağrısı, çabuk yorulma, baş dönmesi,
burun kanaması, göğüs ağrısı, nefes
darlığı gibi belirtileri de olabilir.
Yaşınız ne olursa olsun, bilinen hipertansiyonunuz
yoksa, en azından 2 yılda bir kan
basıncınızı ölçtürmeniz önerilmektedir.
Hipertansiyonlu bir hastanın ilk
tetkikleri neler olmalıdır?
Bu tetkikler her hastanın kişisel
ve ailesel özelliklerine göre değişiklikler
göstermekle beraber ülkemizin otör
kuruluşlarının üyesi oldukları Avrupa
Kardiyoloji ve Hipertansiyon Derneklerine
göre sorunun yanıtını vermeye çalışacağım.
2007 yılında yayınlanan ortak kılavuza
göre hastaların ve sosyal güvenlik
kurumlarının şartları göz önüne alınarak
laboratuar incelemelerini; rutin testler,
önerilen testler ve ayrıntılı değerlendirme
testleri olarak 3 başlık altında ayırabiliriz.
Birinci grupta (rutin incelemeler):
Açlık kan şekeri, total kolesterol,
LDL, HDL, Trigliserid, K, ürik asit,
kreatinin, kreatinin klerensi veya
GFR, hemoglobin ve hematokrit, tam
idrar tahlili, EKG incelemeleri yer
alır.
İkinci grupta (önerilen testler):
EKO (ekokardiyografi), karotis ultrasonu,
kantitatif proteinüri, ayak bileği-brakiyal
KB indeksi, fundoskopi, glukoz tolerans
testi (şeker yükleme testi), nabız
dalga ölçümü, gibi tetkikler yer alır.
Üçüncü grupta (uzmanın alanı): kalp,
beyin, böbrek ve damar hasarını belirlemeye
yönelik ileri araştırmalar (Komplike
hipertansiyonlularda bu tetkikler
zorunludur!) gerekir.
Sekonder hipertansiyon şüphesi olan
hastaların yapılacak incelemelerinin
başlıcaları; renin aldesteron, kortikosteroidler,
katekolamin düzeyleri, renal ve surrenal
ultrasonografiler, bilgisayarlı tomografi
ve MR görüntüleme tetkikleri ve anjiyografik
incelemeler, özel provokasyon testleri
gibi ileri incelemeleridir.
Hipertansiyonu
neden tedavi ediyoruz?
Yüksek kan basıncı atardamarlara ve
kalbe zarar verir. Atar damarların
zarar görmesi sonucunda damarlar bir
yandan esnekliklerini kaybederler,
bir yandan da pıhtılara karşı önleyici
görevlerini yeteri kadar yapamaz hale
gelirler. Damar sertliği dediğimiz
ateroskleroz hastalığı gelişir. Bu
hastalıkta atar damarların iç tabakasındaki
zedelenmiş bölgelerde, kolesterol
adı verilen mum tipi bir yağ birikir.
Zaman içinde kolesterol birikiminin
artması ile, damarın iç boşluğunda
daralmalar ve tıkanmalar oluşur. Bu
bölgelerde damar içi ani pıhtılaşmaların
olması ile kalp krizi ve felç gibi
olaylar gelişir. Böbrek damarlarının
bozulması sonucu böbrek yetmezliği
gelişir. Göz damarlarının veya görme
merkezinin damarlarının tıkanması
görme kayıplarına yol açar.
Karın içinde, göğüs boşluğunda, beyinde
veya bacaklarda damarlarda genişleme
ve damar duvarlarında zayıflama ile
karakterize anevrizma adı verilen
balonlaşmalar oluşur. Bu anevrizmalar
belli boyutları aştıklarında patlayarak
yaşamsal tehlikelere yol açarlar.
Bunların olmaması için hipertansiyonu
olanların tedavilerini ve doktor kontrollerini
düzenli olarak yaptırmaları gerekir.
Bu yolla özel bir çaba harcamadan
80 yaşında bir TIR veya otobüs kullanabilecek
sağlık düzeyinde olabilmek mümkündür.
Bir tarafta düzenli bir tedavi sayesinde
80 yaşında otobüs kullanabilen dinamik
bir insan olabilmek varken, yetersiz
tedavi nedeniyle yokuş yukarı yürümeyi
bile dert eden bir insan olmayı kim
diler?
Hipertansiyonu kontrol altına alıp
kan basıncını düşürerek, kalbinizin
ve damarlarınızın genç kalmasını sağlar,
iç organlarınızın zamanından önce
yıpranmasını önlersiniz.
Hipertansiyonu nasıl tedavi ediyoruz?
Tedavi hedeflerimiz nelerdir?
Hipertansiyonu tedavi etmemizin amacı
sağlığımızı ve özellikle kalp ve dolaşım
sistemi sağlığını korumaktır. Hipertansiyonu
olanların, kolesterol yüksekliği,
sigara, şeker bozuklukları, uyku apnesi,
şişmanlık, stres ve hareketsizlik
gibi kalp ve dolaşım sistemini etkileyen
diğer bütün sorunlarını bir arada
düzeltecek bir tedavi en iyi sonuçları
vermektedir.
Kan basıncı hedefine kolay ulaşmak
için tedaviye belirgin bir hasar oluşmadan
başlanması en iyi yoldur. Hipertansiyonda,
en kötü tedavi geç kalmış tedavidir.
Yetersiz tedavilerle de zaman kaybetmemek
gerekir.
2009 yılında geçerli olan kılavuzlara
göre:
- Tüm
hipertansiflerde kan basıncı en
azından 140/90mmHg'nın altında
tutulmalıdır. Asıl hedef tolere
edilebildiği kadar kan basıncının
düşük değerlerde tutulmasıdır.
- Şeker
hastalığı olan hipertansiyonlularda
kan basıncı 130/80mmHg altında
tutulmalıdır.
- Proteinürisi
olanlarda kan basıncı 125/75mmHg'nın
altında tutulmalıdır. Böbrek hasarı,
inme ve kalp krizi geçirmiş hastalarda
kan basıncı 130/80mmHg'yı aşmamalıdır.
- Yüksek
riskli olan, üç ve daha fazla
risk faktörü olan veya evre 3
hipertansiyonu olanlarda kan basıncı
130/80mmHg'nın altında tutulmalıdır.
Tüm
hastalarda tedavinin en önemli kısmı
yaşam tarzı değişiklikleri dediğimiz
kısmıdır. İlaçlı tedavilerin yanında
ilaçsız tedavilerin ihmal edilmemesi
gerekir. Bunlar sağlıklı beslenme,
kaliteli uyku, gereksiz streslerden
kaçınma, stresle başa çıkabilme tekniklerinin
öğrenilip uygulanması, düzenli egzersiz
ve zararlı alışkanlıkların (alkol
ve sigara) bırakılması veya en azından
kontrol altına alınmasıdır. Sağlıklı
beslenmenin özünü glisemik indeksi
düşük beslenme tarzının benimsenmesi,
tuz alımının ayarlanması, meyve ve
sebze tüketiminin arttırılması ve
doymuş yağ tüketiminin relatif olarak
azaltılması oluşturmaktadır. Varsa
şeker bozuklukları ve/veya kolesterol
yüksekliklerine yönelik tedaviler
de gecikmeden başlatılmalı veya daha
önceden başlatılmışsa aksatılmadan
hipertansiyon tedavisi ile birlikte
sürdürülmelidir.
Hipertansiyon
ilaçlarının seçiminde rol oynayan
farklı faktörler var mı?
Hipertansiyon tedavisinde ana amaç
kan basıncının hedeflenen değerlere
indirilmesidir. Bu amaçla herhangi
bir ilaç başlanacağı zaman şu noktalara
dikkat edilmesi tedavide başarıyı
arttırır:
1) Daha önceden kullanılmış olan ilaçlar
varsa, bunlarla ilgili olumlu veya
olumsuz deneyimlerin doktorca bilinmesi,
ve seçimin bunların ışığında yapılması
2) Kullanılacak ilacın özelliklerinin
hastanın sağlık sorunlarına uygun
olması, hastanın taşıdığı kalp ve
damar hastalığı riskleri varsa, bunları
iyi yönde etkileyebilir olması
3) Hastanın böbrek hasarı, kalp hastalığı
veya şeker hastalığı gibi sorunları
varsa, bu sorunlar üzerine olumlu
etkisi olanların ön planda tercih
edilmesi
4) Hastanın kullanmak zorunda olduğu
diğer ilaçlar ile ters ve kötü yönlü
etkileşimleri olacak ilaçlardan kaçınılması
5) İlaçların hastaya, bağlı olduğu
sosyal güvenlik kurumuna veya ülkesine
olan maliyetinin makul olması gerekir.
Ancak maliyetle ilgili hesaplar, ilacın
sağladığı yararların önüne geçmemelidir.
Pek çok hastada birden fazla ilaç
ile kombinasyon yapmak gerekmektedir.
Bu kombinasyonların yapılmasında da
kombine edilen ilaçların etkilerinin,
birbirlerini desteklemeleri amaçlanır.
249
77 00 'ı arayarak randevu alabilir
ve ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
|