RENTIP İHSANİYE TIP MERKEZİ, BURSA

RENTIP İHSANİYE TIP MERKEZİ, BURSA

 


       İHSANİYE TIP MERKEZİ
  RENTIP İHSANİYE TIP MERKEZİ, BURSA
 
RENTIP İHSANİYE TIP MERKEZİ, BURSA RENTIP İHSANİYE TIP MERKEZİ, BURSA
 
 
Ana Sayfa Hastalıklar HİPERTANSİYON
 
     
 
 
HİPERTANSİYON
   
   
 



Hipertansiyon nedir?
Hipertansiyon yüksek kan basıncı anlamına gelir. Kan basıncı değerleri kanın atardamar duvarlarına yaptığı baskının derecesini gösterir. Kan basıncı arttıkça atardamarlardaki gerilim de artar Kan basıncı (veya tansiyon) milimetre cıva (mmHg) ölçülmekte ve 120/70 mmHg gibi iki değerle kaydedilmektedir.

Sağlığımız için olumsuz olacak kadar kan basıncının yükselmesine hipertansiyon denmektedir.

Normalde kan basıncımız ne kadar olmalıdır?
Kan basıncının ölçümünde mmHg değerleri kullanılır. Bizler ise günlük konuşma dilinde cmHg değerlerini kullanırız. Bu nedenle tansiyonumuzun 11/7 veya 9/6 olduğunu söyleriz. Fakat, doktorların raporlarında ve otomatik ölçüm cihazlarının ekranlarında kan basıncı mmHg olarak belirtilir. 11/7 cmHg yerine 110/70mmHg denir. Doğrusu da bu şekilde söylenmesidir.

Kan basıncınızın sağlığınız açısından en uygun düzeyinin ne olması gerektiği halen araştırılmakta olan bir konudur. Bazılarımız için normal kan basıncı 90/60mmHg iken, bazılarımız için 105/70mmHg olabilir. ABD' deki hipertansiyonla ilgili en büyük otorite olan JNC'nin bildirdiğine göre, sistolik (büyük) kan basıncınız için 115mmHg'den itibaren, her 20mmHg, diyastolik (küçük) tansiyon için de; 75mmHg'den itibaren her 10mmHg artışın olması, gelecekteki kalp hastalığı ve felç tehlikesini en az 2 kat arttırabilmektedir. Bu nedenle en son yayınlanan Amerikan ve Avrupa kılavuzlarında normal kan basıncının 120/80mmHg'nın altında olmasının gerektiği kabul edilmiştir. Bunun üzerindeki değerlerde tedaviye yönelik önlemlerin gecikmemesi önerilmektedir. Ölçülen kan basınçlarınız 120/80mmHg'nın üzerinde ise, yaşınız ne olursa olsun, konuyu doktorunuzla görüşmenizde yarar vardır.

Avrupada ve ABD'de kan basıncı değerleri nasıl sınıflandırılmaktadır?

Avrupada (ESH/ESC) kan basıncı değerlerine göre yapılan sınıflama:
Optimal kan basıncı: sistolik <120mmHg, diastolik <80mmHg
Normal kan basıncı: sistolik 120-129mmHg, diastolik 80-84mmHg
Yüksek normal kan basıncı: 130-139mmHg, diastolik 85-89mmHg
Evre 1 hipertansiyon: sistolik 140-159mmHg, diastolik 90-99mmHg
Evre 2 hipertansiyon: sistolik 160-179mmHg, diastolik 100-109mmHg
Evre 3 hipertansiyon: sistolik >180mmHg, diastolik >110mmHg
İzole sistolik hipertansiyon: sistolik >140mmHg ve diastolik <90mmHg

ABD de (JNC) ise kan basıncına göre yapılan sınıflama:
Normal kan basıncı: sistolik<120mmHg, diastolik<80mmHg
Prehipertansiyon: sistolik 120-139mmHg, diastolik 80-89mmHg
Evre 1 hipertansiyon: sistolik 140-159mmHg, diastolik 90-99mmHg
Evre 2 hipertansiyon: sistolik>160mmHg, diastolik>100mmHg
İzole sistolik hipertansiyon: >140mmHg ve diastolik <90mmHg

Sağlıklı bir insanın kan basıncı günün her saatinde aynı mıdır?
Vücudumuzdaki bir çok organın ve hormon yapan bezlerin etkinliğinde gün içinde değişiklikler oluşur. Kan basıncımız da gün içinde değişiklikler gösterir. Sağlıklı bir insanda, uykuda iken en düşük düzeylerde olan kan basıncı sabahları yükselir ve öğleye doğru en yüksek düzeyine ulaşır. Öğleden sonra başlayan kan basıncı azalması, ikindi ve akşam saatlerinde belirginleşir.

Kan basıncının günlük dalgalanmalarını bozan başlıca etkenler nelerdir?
Kan basıncının normal değişimlerinin bozulması, bazı önemli sağlık sorunlarının araştırılmasını gerektirir. Bunların başında da gerçek (primer) hipertansiyon hastalığı gelir. Kan basıncının yükselmesi veya günlük dalgalanmalarının bozulması, bazen gerçek (primer) hipertansiyona bağlı olmayıp, başka bir sağlık sorununun belirtisi de olabilir. Bunların başında; uykuda oluşan solunum bozuklukları (uyku apnesi), vardiyalı çalışmalara bağlı gece gündüz kaymaları, aşırı stres, kafein ve tütün kullanımı, kan basıncı yükselmesine neden olan (nezle ilaçları veya romatizma ilaçları veya kortizonlu ilaçlar gibi) ilaçların kullanılması, hormon hastalıkları, böbrek üstü bezi tümörleri ve böbrek hastalıkları gibi sorunlar gelir.

Kan basıncını düşüren tansiyon ilaçları da kan basıncının günlük doğal değişimlerini etkileyebilmektedir. Bu durum özellikle etki süresi kısa olan tansiyon ilaçlarının günde tek sefer kullanılmasına bağlı olarak görülebilmektedir.

Günlük kan basıncı değişimleri nasıl değerlendirilir?
Doktorunuz gereğinde ev ölçümleri ile gereğinde ise başka yöntemler ile günlük kan basıncı değişimlerinizi değerlendirebilir. Gerek görürse kan basıncınızı 24 saat süresince ölçerek kaydedecek bir cihazı kullanarak 24 saatlik kan basıncı değişikliklerinizi objektif bir dökümanla ortaya koyabilir. Bu cihaza ABPM cihazı veya tansiyon holter adı verilmektedir.

Hipertansiyon neden olur?
Primer hipertansiyon veya anlayacağımız anlamıyla hakiki hipertansiyon hastalığının kesin nedeni çoğu hastada bilinmemektedir.

Yaşa göre görülme sıklığına baktığımızda; 30 yaşında genel olarak yüzde 4 oranında görülen hipertansiyonun sıklığı, ellili yaşlarda yüzde 60'lara ve yaşam süresinin sonuna doğru yüzde 90'lara ulaşmaktadır.

Dünya çapındaki incelemeler, erişkin nüfusun üçte birinde hipertansiyonun olduğunu bildirmektedir. Bu durum, ABD, Almanya, Fransa, Brezilya veya Rusya'da değişmemektedir. Sanki damarların yaşlanması ile birlikte hipertansiyonun sıklığı artmaktadır. Tüm nüfusa baktığımızda, Avrupa nüfusunun en az yüzde 15-20 sini etkiler.

Toplumların yaşlanmasına paralel olarak, hipertansiyon, giderek daha fazla sayıda ölüm ve sakatlığa yol açmaktadır. Bunun önlenmesi için tüm toplumun hipertansiyon hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kan basıncı yüksekliği arttıkça risk te artmaktadır.

Sigara içmek, hareketsiz yaşam, kötü beslenme, alkol kullanılması, şişmanlık, şeker hastalığı ve şeker bozuklukları, ailede hipertansiyonlu akrabaların varlığı, yüksek kolesterol düzeyleri, hipertansiyonun daha genç yaşlarda oluşmasına neden olan başlıca etkenlerdendir. Aynı zamanda hipertansiyonla birlikte olduklarında da kalp ve dolaşım sistemindeki riskleri olumsuzyönde arttırmaktadırlar.

Doğru bir tedavi ve yaşam tarzında yapılacak basit değişiklikler kan basıncının normale dönmesini sağlayabilmektedir. Yüksek kan basıncının kalbimizi ve damarlarımızı tahrip etmemesi için doktorca verilen ilaçları düzenli olarak kullanmamız gerekir. Tedavi yaşam boyu sürmelidir.

Hipertansiyonu olanların yaklaşık yüzde 6'sında kan basıncının yükselmesi başka bir hastalığın belirtisidir. Bu tip kan basıncı yükselmelerine sekonder hipertansiyon denir. Sekonder hipertansiyonun, başka bir hastalığın belirtisi olduğunun anlaşılamaması ve hakiki (primer) hipertansiyon hastalığı gibi tedavi edilmesi, bazen çok önemli hastalığın (kanser, böbrek hastalığı veya beyin kanamasına yol açabilecek doğumsal bir anormallik gibi bir sorunun) geç teşhis edilmesine yol açabilir. Bu nedenle hipertansiyon ilk kez hipertansiyon tanısı konulan hastaların, neden, eşlik eden diğer sağlık sorunları, risk ve hedef organ hasarı tesbiti için iyice değerlendirilmesi gerekir.

Sekonder Hipertansiyon Araştırılması Gereken Olgular

1- 30 yaşından genç veya 50 yaş üstü hipertansiyon gelişen olgular
2-İlaç tedavisine dirençli olgular
3-Daha önceden kontrol altındayken aniden bozulma görülen olgular
4-Akselere veya malign hipertansiyon
5-Laterale yayılım gösteren abdominal üfürüm
6-Non-Dipper (AMBP) hipertansiyonlu olgular
7-Açıklığa kavuşturulamayan tekrarlayıcı pulmoner ödemi olan olgular
8-Obez olmayan olgular

Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?
Kendinizi çok iyi hissetseniz bile hipertansiyonunuz olabilir. Her 2 hipertansiyonludan birinde hipertansiyonun herhangi bir belirtisi olmaz. Bu nedenle ABD'de hipertansiyona verilen isimlerden biri de ("silent killer") sessiz katil'dir. Hipertansiyonun, baş ağrısı, çabuk yorulma, baş dönmesi, burun kanaması, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtileri de olabilir.

Yaşınız ne olursa olsun, bilinen hipertansiyonunuz yoksa, en azından 2 yılda bir kan basıncınızı ölçtürmeniz önerilmektedir.

Hipertansiyonlu bir hastanın ilk tetkikleri neler olmalıdır?
Bu tetkikler her hastanın kişisel ve ailesel özelliklerine göre değişiklikler göstermekle beraber ülkemizin otör kuruluşlarının üyesi oldukları Avrupa Kardiyoloji ve Hipertansiyon Derneklerine göre sorunun yanıtını vermeye çalışacağım. 2007 yılında yayınlanan ortak kılavuza göre hastaların ve sosyal güvenlik kurumlarının şartları göz önüne alınarak laboratuar incelemelerini; rutin testler, önerilen testler ve ayrıntılı değerlendirme testleri olarak 3 başlık altında ayırabiliriz.

Birinci grupta (rutin incelemeler): Açlık kan şekeri, total kolesterol, LDL, HDL, Trigliserid, K, ürik asit, kreatinin, kreatinin klerensi veya GFR, hemoglobin ve hematokrit, tam idrar tahlili, EKG incelemeleri yer alır.

İkinci grupta (önerilen testler): EKO (ekokardiyografi), karotis ultrasonu, kantitatif proteinüri, ayak bileği-brakiyal KB indeksi, fundoskopi, glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi), nabız dalga ölçümü, gibi tetkikler yer alır.

Üçüncü grupta (uzmanın alanı): kalp, beyin, böbrek ve damar hasarını belirlemeye yönelik ileri araştırmalar (Komplike hipertansiyonlularda bu tetkikler zorunludur!) gerekir.

Sekonder hipertansiyon şüphesi olan hastaların yapılacak incelemelerinin başlıcaları; renin aldesteron, kortikosteroidler, katekolamin düzeyleri, renal ve surrenal ultrasonografiler, bilgisayarlı tomografi ve MR görüntüleme tetkikleri ve anjiyografik incelemeler, özel provokasyon testleri gibi ileri incelemeleridir.

Hipertansiyonu neden tedavi ediyoruz?
Yüksek kan basıncı atardamarlara ve kalbe zarar verir. Atar damarların zarar görmesi sonucunda damarlar bir yandan esnekliklerini kaybederler, bir yandan da pıhtılara karşı önleyici görevlerini yeteri kadar yapamaz hale gelirler. Damar sertliği dediğimiz ateroskleroz hastalığı gelişir. Bu hastalıkta atar damarların iç tabakasındaki zedelenmiş bölgelerde, kolesterol adı verilen mum tipi bir yağ birikir. Zaman içinde kolesterol birikiminin artması ile, damarın iç boşluğunda daralmalar ve tıkanmalar oluşur. Bu bölgelerde damar içi ani pıhtılaşmaların olması ile kalp krizi ve felç gibi olaylar gelişir. Böbrek damarlarının bozulması sonucu böbrek yetmezliği gelişir. Göz damarlarının veya görme merkezinin damarlarının tıkanması görme kayıplarına yol açar.

Karın içinde, göğüs boşluğunda, beyinde veya bacaklarda damarlarda genişleme ve damar duvarlarında zayıflama ile karakterize anevrizma adı verilen balonlaşmalar oluşur. Bu anevrizmalar belli boyutları aştıklarında patlayarak yaşamsal tehlikelere yol açarlar. Bunların olmaması için hipertansiyonu olanların tedavilerini ve doktor kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları gerekir. Bu yolla özel bir çaba harcamadan 80 yaşında bir TIR veya otobüs kullanabilecek sağlık düzeyinde olabilmek mümkündür. Bir tarafta düzenli bir tedavi sayesinde 80 yaşında otobüs kullanabilen dinamik bir insan olabilmek varken, yetersiz tedavi nedeniyle yokuş yukarı yürümeyi bile dert eden bir insan olmayı kim diler?

Hipertansiyonu kontrol altına alıp kan basıncını düşürerek, kalbinizin ve damarlarınızın genç kalmasını sağlar, iç organlarınızın zamanından önce yıpranmasını önlersiniz.

Hipertansiyonu nasıl tedavi ediyoruz? Tedavi hedeflerimiz nelerdir?
Hipertansiyonu tedavi etmemizin amacı sağlığımızı ve özellikle kalp ve dolaşım sistemi sağlığını korumaktır. Hipertansiyonu olanların, kolesterol yüksekliği, sigara, şeker bozuklukları, uyku apnesi, şişmanlık, stres ve hareketsizlik gibi kalp ve dolaşım sistemini etkileyen diğer bütün sorunlarını bir arada düzeltecek bir tedavi en iyi sonuçları vermektedir.

Kan basıncı hedefine kolay ulaşmak için tedaviye belirgin bir hasar oluşmadan başlanması en iyi yoldur. Hipertansiyonda, en kötü tedavi geç kalmış tedavidir. Yetersiz tedavilerle de zaman kaybetmemek gerekir.

2009 yılında geçerli olan kılavuzlara göre:

  • Tüm hipertansiflerde kan basıncı en azından 140/90mmHg'nın altında tutulmalıdır. Asıl hedef tolere edilebildiği kadar kan basıncının düşük değerlerde tutulmasıdır.
  • Şeker hastalığı olan hipertansiyonlularda kan basıncı 130/80mmHg altında tutulmalıdır.
  • Proteinürisi olanlarda kan basıncı 125/75mmHg'nın altında tutulmalıdır. Böbrek hasarı, inme ve kalp krizi geçirmiş hastalarda kan basıncı 130/80mmHg'yı aşmamalıdır.
  • Yüksek riskli olan, üç ve daha fazla risk faktörü olan veya evre 3 hipertansiyonu olanlarda kan basıncı 130/80mmHg'nın altında tutulmalıdır.

Tüm hastalarda tedavinin en önemli kısmı yaşam tarzı değişiklikleri dediğimiz kısmıdır. İlaçlı tedavilerin yanında ilaçsız tedavilerin ihmal edilmemesi gerekir. Bunlar sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, gereksiz streslerden kaçınma, stresle başa çıkabilme tekniklerinin öğrenilip uygulanması, düzenli egzersiz ve zararlı alışkanlıkların (alkol ve sigara) bırakılması veya en azından kontrol altına alınmasıdır. Sağlıklı beslenmenin özünü glisemik indeksi düşük beslenme tarzının benimsenmesi, tuz alımının ayarlanması, meyve ve sebze tüketiminin arttırılması ve doymuş yağ tüketiminin relatif olarak azaltılması oluşturmaktadır. Varsa şeker bozuklukları ve/veya kolesterol yüksekliklerine yönelik tedaviler de gecikmeden başlatılmalı veya daha önceden başlatılmışsa aksatılmadan hipertansiyon tedavisi ile birlikte sürdürülmelidir.

Hipertansiyon ilaçlarının seçiminde rol oynayan farklı faktörler var mı?
Hipertansiyon tedavisinde ana amaç kan basıncının hedeflenen değerlere indirilmesidir. Bu amaçla herhangi bir ilaç başlanacağı zaman şu noktalara dikkat edilmesi tedavide başarıyı arttırır:

1) Daha önceden kullanılmış olan ilaçlar varsa, bunlarla ilgili olumlu veya olumsuz deneyimlerin doktorca bilinmesi, ve seçimin bunların ışığında yapılması
2) Kullanılacak ilacın özelliklerinin hastanın sağlık sorunlarına uygun olması, hastanın taşıdığı kalp ve damar hastalığı riskleri varsa, bunları iyi yönde etkileyebilir olması
3) Hastanın böbrek hasarı, kalp hastalığı veya şeker hastalığı gibi sorunları varsa, bu sorunlar üzerine olumlu etkisi olanların ön planda tercih edilmesi
4) Hastanın kullanmak zorunda olduğu diğer ilaçlar ile ters ve kötü yönlü etkileşimleri olacak ilaçlardan kaçınılması
5) İlaçların hastaya, bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumuna veya ülkesine olan maliyetinin makul olması gerekir. Ancak maliyetle ilgili hesaplar, ilacın sağladığı yararların önüne geçmemelidir.
Pek çok hastada birden fazla ilaç ile kombinasyon yapmak gerekmektedir. Bu kombinasyonların yapılmasında da kombine edilen ilaçların etkilerinin, birbirlerini desteklemeleri amaçlanır.

249 77 00 'ı arayarak randevu alabilir
ve ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.